CUMHURBAŞKANINA SUİKAST SUÇU (TCK-MADDE 310/1)

Cumhurbaşkanına suikast ve fiilî saldırı

         Madde 310- (1) Cumhurbaşkanına suikastte bulunan kişi, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır. Bu fiile teşebbüs edilmesi halinde de suç tamamlanmış gibi cezaya hükmolunur.

(2) Cumhurbaşkanına karşı diğer fiili saldırılarda bulunan kimse hakkında, ilgili suça ilişkin ceza yarı oranında artırılarak hükmolunur. Ancak, bu suretle verilecek ceza beş yıldan az olamaz

Korunan Hukuki Değer

Devlet başkanları devletlerin en çok göz önünde olan kişileridir. Dolayısıyla Devlet başkanları, cezai korumanın konusu olmuşlardır. En yüksek kamu görevlisi olmaları, en yüksek düzeyde himaye edilmeye layık olmalarını gerektirmiştir. Devlet başkanlarına saldırı ile ilgili genelde suikast terimi kullanılmaktadır.

Cumhurbaşkanı Devletin başıdır. Devletin başı olarak Türkiye Cumhuriyetinin ve Türk Milletinin birliğini temsil eder. Dolayısıyla suçun hukuki konusu, devletin başının hayatının olası saldırılara karşı güvence altına alınması ile ilgili hem kişisel hem kamusal yarardır.

Fail

Madde metninde “kişi” ve “ kimse” ifadeleri kullanılmaktadır. O halde bu suçun faili, vatandaş, yabancı, herkes, hatta cumhurbaşkanına yakını kimseler de olabilecektir. Suçun faillerinin cumhurbaşkanının yakını olmaları, suçun ağırlaştırıcı sebebi değildir.

Mağdur

Mağdur Anayasal bir organ ve şahsen Cumhurbaşkanıdır. Burada ayrıca Cumhurbaşkanı suçtan zarar görendir.

Fiil

Türk Ceza Kanunu, Cumhurbaşkanlığına seçilen kişiyi, bu görevde bulunduğu süre içinde korumaktadır. Mağdur eylem tarihinde Cumhurbaşkanı sıfatını taşımalıdır. Yargıtay bir kararında Cumhurbaşkanlığı sıfatının ant içme ile başlayacağını kabul etmiştir.

Kanunumuzda görevi biten cumhurbaşkanı cezai korumadan yararlanamaz

“Suikast”, kasten öldürme” anlamında anlaşılmaktadır. Ancak Cumhurbaşkanını öldürmekle öldürmeye teşebbüs etmek, öldürmenin cezası ile cezalandırılmaktadır.

Suç, neticeyi doğurmaya elverişli olmak şartı sağlandıktan sonra eylem icra edilerek olabileceği gibi ihmal ile de gerçekleşebilir. Örneğin hasta Cumhurbaşkanına ilacının verilmemesi Cumhurbaşkanına suikast suçunu oluşturur.

Bu suçta hazırlık hareketleri cezalandırılmaz. Suikast planı yapmak, suçun işleneceği yerde keşifte, tatbikatta bulunmak, gibi hareketler., hazırlık hareketleridir.

Bu doğrultuda bir örnek verelim. Örneğin suç için bir araya gelmek, başka bir suç oluşturabilir -örneğin TCK, 220., 314., 316. Maddelerinde düzenlenen suçlar- ancak, cumhurbaşkanına suikast ve fiili saldırı suçunu oluşturmaz.

Cumhurbaşkanına suikast ve fiili saldırı suçu, iştirak halinde işlenebilir. İştirak özellik arz etmez.

Cumhurbaşkanına suikast fiili hukuka aykırı olmalıdır.Kanunda bu konuda hukuka uygunluk sebepleri sayılmamıştır. Hukukçular Bu suçta meşru savunmanın mümkün olabileceğini düşünmektedir.  Cumhurbaşkanına karşı fiili saldırıda bulunma hukuka aykırı olmalıdır

Manevi Unsur

Cumhurbaşkanına suikastta bulunmak kasten işlenebilecek suçlardandır.  Kast genel kasttır.

Fail cumhurbaşkanının canına kastettiğini bilmeli ve bunu istemelidir.

Taksirli suç mümkün olmaz, çünkü taksirli bir fiilin saldırı sayılması mümkün değildir.

Kovuşturma

Suçun kovuşturulması ve soruşturulması şikayete bağlı değildir. Cumhuriyet başsavcılığında re’sen soruşturur ve iddianame ile dava açar.

Yaptırım

Türk Ceza Kanunun 310. maddenin birinci fıkrasında öngörülen cumhurbaşkanına suikast suçunda, , suikasta teşebbüs sabit olduğunda veya suikast gerçekleşmiş bulunduğunda, fail, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.

Bu maddenin ikinci fıkrasında öngörülen cumhurbaşkanına diğer fiili saldırı suçunda, fiili saldırı oluşturan suça verilecek ceza yarı oranında artırılarak hükmolunur. Ancak, bu suretle verilecek ceza beş yıldan az olamaz.

Etiketler: , , ,
Av. Ozan Kayahan
Av. Ozan Kayahan

Avukat Ozan Kayahan 1973’de İzmir’de doğmuştur. 1999 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldu. Askerlik görevini 2001 yılında kısa dönem olarak tamamladı. 2001–2005 yılları arasında farklı hukuk bürolarında avukat olarak çalıştı. 2004 yılında İstanbul'a yerleşti. 2005 yılında Kayahan Hukuk Bürosunu kurdu. 2005 yılından bu yana Kayahan Hukuk Bürosunda kurucu avukat olarak meslek yaşamını sürdürmektedir. Kaleme aldığı ve ülkemizde yaşanan hukuksal sıkıntıları konu alan pek çok makalesi değişik yayın organlarında yayımlanmıştır. Avukat Ozan Kayahan, hukuki savunmalarında yasaların tam anlamıyla ve tavizsiz uygulanması prensibini benimsemiştir. Bilhassa yasa uygulayıcılarının, uygulanması gereken yasayı orantısız bir takdir hakkı ile uygulamasına karşı her zaman etkili ve dik duruş göstermektedir.

0 yorum

Cevapla

Tartışmaya katılmak mı istiyorsunuz?
Katkıda bulunmak için çekinmeyin!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir