TAKSİRLE ADAM ÖLDÜRME SUÇU (TCK MADDE 85)

Taksirle adam öldürme, kişilerin özen gösterme yükümlerini yerine getirmemeleri sonucu karşıdaki kişinin hayatını kaybetmesi suçudur. Bu suç TCK m. 85’te düzenlenmiştir. Taksirle adam öldürme suçu ile kasten adam öldürme suçu arasında sonuç bakımından herhangi bir fark bulunmamaktadır. İki suçta da sonuç kişinin ölmesidir. Fark, kasten öldürme suçunda, suçu işleyenin amacı kişiyi öldürmektir. Taksirle öldürme suçunda ise, failin (suçu işleyenin), eyleminin yönlendiği amaç öldürmek değildir. Kasten öldürme suçuna, öldürenin öldürmek isteği vardır. Ancak taksirle adam öldürmede, failin öldürme isteği yoktur. Sadece failin özensiz yapılan bir eylemi, ölüme sebep olmuştur.

Taksirle öldürme halinde, failin (suçu işleyenin) başka amaçlarla gerçekleştirdiği bir eylem vardır. Ve fail (suçu işleyenin), ölüm sonucunun doğabileceğini dikkatsiz ve özensiz davranması nedeniyle öngörmemesi veya öngörse bile istememesi sonucu ölüm meydana gelir. Burada haksızlık TCK 22’de düzenlenen taksirle ilgili olup, dikkat ve özen yükümlülüğünün ihlalinden dolayıdır.

Taksirle öldürme suçunun genel hali (basit hali) kişinin dikkatsiz ve özensiz davranması sonucu öngörmediği öldürme neticesinin ortaya çıkmasıdır. Bilinçli taksir ise kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi halidir.

Örneğin Yargıtay, alkollü, alkollü ve hızlı, alkollü ve ehliyetsiz araç kullanılması hallerini bilinçli taksir olarak değerlendirmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, sarhoşken tabancasıyla oynarken arkadaşını vuran failin, dikkatsizlik ve özensizlikten dolayı adam öldürmeye sebep olunmuştur demiştir. ( Y.G.K. 3.5. 1976-1-119-217)

Hukukçular bilinçli taksirin, genel taksirle hiçbir bağlantısı olmadığı gerekçesiyle hukukumuzda bilinçli taksir hallerinin, taksir altında değerlendirilmesinin isabetli olmadığını ifade etmektedirler.

Taksirle Öldürme Suçunun Unsurları

Taksirle öldürme suçu, manevi unsur hariç kasten adam öldürme suçu ile paralellik göstermektedir.

Taksirle öldürme suçunun faili , herkes olabilir. Ancak bazı meslekleri icra eden kişiler açısından özen gösterme yükümü, yalnızca bu mesleği gerçekleştiren kişiler bakımından mevcuttur. Bir hastalığı teşhis ve tedavi yükümü, yalnızca bu mesleği icra eden doktorlar içindir. Yine trafik kurallarına uymak, trafiğe çıkan kişiler için aranan bir şarttır. Bununla birlikte bu durum taksirle öldürme suçunun özgü suç olduğu anlamına gelmez.

Mağdur, öldürülen kişidir, yine herkes olabilir. Ölen kişinin yakınları mağdur değil, suçtan zarar gören kişilerdir.Mağdur yakınları (anne, baba, eş, çocuklar, kardeşler, vd.) maddi ve manevi tazminat davası açabilirler.

Taksirle öldürme özen gösterme yükümlülüğünün ihmali ile olabilir. Veya taksirli öldürmeye sebep olan eylem fail tarafından icra edilmiş olabilir. Fail ister hafif taksirli olsun ister ağır taksirli olsun, hareketinden ötürü bir haksızlık meydana geldiği için ceza hukukunda sorumludur. Birkaç kişinin fiilinin birleşmesi ile meydana gelebilir. İki arabanın çarpışması sonucu beş kişinin ölmesi gibi. Burada hâkim neticeye katkısı olan herkesi sorumlu tutar ve kusurlarına göre alt ve üst sınırlar arasında cezalarını belirler. Faillerin sonuca etkilerine göre ağır taksirden hafif taksire doğru cezayı azaltarak karar verir.

Taksirle öldürmenin ağırlaştırıcı sebebi, aynı taksirli fiille en az iki kişinin ölmesi ve bir ya da birden fazla yaralanması veya bir kişinin ölümü ile birden fazla kişinin yaralanması halinde meydana gelir.

Taksirle öldürme suçunda hukukçular Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun taksirin unsurları olarak şunları göz önünde bulundurduğunu kabul etmektedir:

a-fiilin taksirle işlenebilen bir suç olması,

b- hareketin iradi olması,

c- sonucun istenmemesi,

d- hareket ile sonuç arasında nedensellik bağının bulunması,

e- sonucun öngörülebilir olmasına rağmen öngörülememiş olmasıdır.

Taksirli hareket ile kişi, artık cezaya gerek kalmayacak şekilde kişisel veya ailevi mağdur haline gelmişse ceza verilmez. Otogar ’da geri geri yanaşan şoförün kendi çocuğunu ezerek öldürmesi bu duruma örnektir.

Bilinçli taksir ile işlenen fiil sonucunda kişisel veya ailevi mağduriyet olması halinde ise ceza yarısından altıda birine kadar indirilebilecektir.

Soruşturma ve Cezalar

Taksirle öldürme suçu, şikayete tabi olmayan, soruşturma ve kovuşturması re ’sen yapılan suçlardandır.

Taksirle Öldürme fiilinde ceza, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezasıdır.

Ağırlaştırıcı sebebin varlığı halinde, failin cezası iki yıldan on beş yıla kadar hapis cezasıdır.

Taksirli suçun bilinçli taksirle işlenmesi halinde failin cezası üçte birden yarısına kadar artırılabilir.

Taksirle öldürme suçunun zamanaşımı süresi 15 yıldır. Bu şu demektir, kişi öldükten sonra 15 yıl içinde ne zaman öğrenilirse öğrenilsin savcılık re’sen dava açacaktır. Dava zamanaşımı süresi geçtikten sonra, ölümle ilgili soruşturma yapılamaz.

Görevli Mahkeme

Bilinçli veya genel taksir olduğu fark etmeksizin, taksirle adam öldürme suçunda görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesidir. Bununla birlikte taksirle öldürmenin ağırlaştırıcı hali var ise davaya Ağır Ceza Mahkemesi bakar.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması

Taksirle adam öldürmede suçun ceza miktarı 2 yıl veya altında olursa, HAGB mümkün olur. HAGB kararı verilirse mağdurun ölmesi sonucu meydana gelen zararın karşılanması gerekir.

Adli Para Cezası

Cezanın miktarı ne olursa olsun, genel taksirli öldürmede adli para cezasına çevrilebilir. Ancak bilinçli taksir olduğu durumlarda hapis cezası uzun süreli ise para cezasına çevrilemez, kısa süreli hapis cezalarında ise bilinçli taksir durumlarında da para cezasına çevrilmesi mümkündür.

Örnek Olaylar

Türkiye’de bu suçun en sık görüldüğü durumların başında trafik kazaları ve iş kazaları gelmektedir. Bu suça verilebilecek örneklerin başında ülke gündemini etkileyen ve sonucunda toplum vicdanını yaralayan Rüzgar Çetin davası verilebilir. Ünlü yönetmen Sinan Çetin’in oğlu Rüzgar Çetin 2016 yılı Ocak ayında Beşiktaş’ta alkollü olarak kullandığı aracıyla seyir halindeki trafik polis ekibi aracına çarpmıştı. Kazada bir polis memuru şehit olurken diğer polis memuru ise yaralı olarak kurtulmuştu. Gözaltına alınan ve ardından tutuklanan Rüzgar çetin hakkında, ‘bilinçli taksirle bir kişinin ölümüne, bir kişinin de yaralanmasına neden olmaktan 3 yıldan 22.5 yıla kadar hapis istemiyle dava açılmıştı.

İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada Rüzgar Çetin, “bilinçli taksir” suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılmış ancak mahkeme heyeti, sanığın oy çokluğuyla tahliyesine karar vermişti. 9 aydır tutuklu olan Rüzgar Çetin, tahliye kararının ardından cezaevinden çıkmıştı.

Lüks rezidansın inşaatında asansör yere çakıldı, 10 işçi öldü

İstanbul Şişli’de 2014 yılı Eylül ayında yapımı devam eden bir rezidansta iş kazası meydana gelmişti. Mecidiyeköy’de bulunan ve yapımı devam eden rezidansın yük asansörü 32. kattan içindeki işçilerle birlikte yere çakılmıştı. Feci kazada, 10 işçi hayatını kaybetmişti.

Soruşturmanın ilk aşamasında gözaltına alınan 4 kişi ‘Taksirle birden fazla kişinin ölümüne sebebiyet vermek’ suçlamasıyla tutuklanmıştı. Soruşturma kapsamında daha sonra toplam 25 sanık hakkında “Taksirle 10 kişinin ölümüne sebebiyet vermek” suçundan 2,5 yıldan 22,5 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılmıştı.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada, son gelinen aşamada ise tutuklu sanık kalmamıştı. Mahkemeye sunulan bilirkişi raporunda, kazanın meydana gelmesindeki asıl nedene sebebiyet veren kişi veya kişilerin tespit edilemediği ifade edilmiş ve asli kusurlu tespiti yapılamamıştı. Rapora göre, 9 sanık tali kusurlu bulunurken, 13 sanık kusursuz bulunmuş, 3 sanık hakkında ise kusur tespiti yapılamamıştı. Tüm sanıkların tahliye edildiği davada yargılama aşaması henüz tamamlanmadı.

Etiketler: , , , ,
Av. Ozan Kayahan
Av. Ozan Kayahan

Avukat Ozan Kayahan 1973’de İzmir’de doğmuştur. 1999 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldu. Askerlik görevini 2001 yılında kısa dönem olarak tamamladı. 2001–2005 yılları arasında farklı hukuk bürolarında avukat olarak çalıştı. 2004 yılında İstanbul'a yerleşti. 2005 yılında Kayahan Hukuk Bürosunu kurdu. 2005 yılından bu yana Kayahan Hukuk Bürosunda kurucu avukat olarak meslek yaşamını sürdürmektedir. Kaleme aldığı ve ülkemizde yaşanan hukuksal sıkıntıları konu alan pek çok makalesi değişik yayın organlarında yayımlanmıştır. Avukat Ozan Kayahan, hukuki savunmalarında yasaların tam anlamıyla ve tavizsiz uygulanması prensibini benimsemiştir. Bilhassa yasa uygulayıcılarının, uygulanması gereken yasayı orantısız bir takdir hakkı ile uygulamasına karşı her zaman etkili ve dik duruş göstermektedir.

0 yorum

Cevapla

Tartışmaya katılmak mı istiyorsunuz?
Katkıda bulunmak için çekinmeyin!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir